Rusya basınında geçen hafta: ‘Türkiye’yle gaz alanında işbirliğine çok büyük umut bağlanmamalı’

Hazal Yalın

Bu hafta seçkimizin konusu beş yazı. Bunların ilk dördü, aslında haber niteliğinde; ancak haberlerde yer alan uzman görüşleri önem taşıyor. Örneğin “sol-yurtsever güçbirliğine” yakın Svobodnaya Pressa’da Leonid Krutakov, Türkiye’yle ilişkilerde itidal salık veriyor. Nakanune’de Rusya Hububat Birliği Başkanı Arkadiy Zloçevskiy’in, Türkiye ile ön mutabakata varılan hububat anlaşmasında 1 milyon ton hububatın Türkiye’de işlenmesi şartını çok da olumlu karşılamadığı anlaşılıyor.

Vestnik Kavkaza, Rusya hububatının başlıca alıcılarını sıralamış; tablo dikkat çekici. Tsargrad’da Artyom Kosorukov, Paşinyan hükümetinin ve Ermenistan’ın geleceğine yönelik tartışmada dikkat çekici bir isim. Kommersant ise Avrasya Ekonomik Topluluğu Ticaret Bakanı Andrey Slepnev ile epey uzun bir mülakat yayınlamış. Bu örgüt Türkiye’de pek de yakından takip edilmiyor; oysa aslında bölgede çekirdek ve hedeflerine daha kısa zamanda ulaşacak bir tür BRICS gibi örgütlenmişti ve giderek daha çok önem kazanmasını beklemek gerek.

‘Türkiye’yle gaz alanında işbirliğine çok büyük umut bağlanmamalı’

Rusya Başkanlık Maliye Üniversitesi doçenti ve siyaset bilimci Leonid Krutakov, Rusya ve Türkiye devlet başkanları arasındaki görüşmeleri değerlendirdi. Krutakov, gaz alanında işbirliğine çok fazla umut bağlamamayı öneriyor.

Krutakov, Radyo “Komsomolskaya Pravda” ile söyleşisinde Erdoğan’ın günün birinde görevden ayrılacağını, bu nedenle ilişkilerin uzun vadeli perspektifte düşünülmesi gerektiğini söyledi.

Bu bağlamda Rusya doğalgaz hub’ına ve Türkiye ile gaz işbirliğine büyük önem veriyor; ancak uzman, bu tür bir işbirliğinin Ukrayna ile neye yol açtığını hatırlamayı da salık veriyor:

“Türkiye bir NATO ülkesi, Karabağ hikâyesinden sonra Kafkaslarda, Azerbaycan’a da iki ayağıyla sapasağlam basmış durumda. Bir zamanlar Suriye, İran’dan doğalgaz yolu için bir alternatifti, ama Türkiye bunu gömdü. Şimdi de Rusya, Azerbaycan, Türkmenistan hub’ı oluyor. Siyaset, enerji ve iktisadi anlamda muazzam nüfuz imkânları kazanıyor. Yani coğrafi ve tarihi konumunu azami ölçüde hayata geçiriyor. Orada Erdoğan olduğu sürece Türkiye’yle ilişkileri az cok tahmin edebiliyoruz; sonrasını bilmiyorum.”

Krutakov, uzun vadeli stratejilere sahip olmak ve sadece anlık fayda getirebilecek avantaj arayışlarından kaçınmak çağrısı da yaptı.

Erdoğan daha önce, Türkiye’nin, Londra ve Hamburg’dakilere benzer büyük bir ticari-lojistik gaz hub’ı kurmak niyetinde olduğunu açıklamıştı. (Svobodnaya Pressa, 5 Eylül)

‘Yeni hububat anlaşmasından Türkiye’nin avantajı’

Türkiye, Rusya’nın fakir Afrika ülkelerine ücretsiz hububat tedarikine yönelik yardım girişiminden azami fayda sağlamaya çalışacaktır.

Rusya ve Türkiye devlet başkanlarının Soçi’deki görüşmelerde Afrika’ya 1 milyon ton hububat tedariki yönünde anlaştıkları duyurulmuştu. Projeyi Katar finanse ediyor. Girişimin Rusya karşıtı yaptırımlarla çelişmemesi bu ülke için önem taşıdığından hububat Türkiye’de işlenecek.

Rusya Hububat Birliği Başkanı Arkadiy Zloçevskiy’e göre:

“Rusya hububatı parasız verecek, bu nedenle kimin sevk edeceği ve işleyeceğinin bir önemi yok. Elbette bunu kendimiz de işleyebilirdik; un öğütme kapasitemiz yüzde 50 yetersiz kullanılıyor, boşta yatıyor. Üstelik bizim işlememiz de Türkiye’nin hiç gerisinde kalmaz.”

Türkiye’nin avantajı, işlenmek üzere geleceği belirtilen miktardaki hububatın üzerinde kalan miktarın ülkeye gümrüksüz girecek olması. Türkiye’de ihracat vergisi çok yüksek, ancak ülkeden ihracata yönelik ara mamul-işleme halinde bundan kaçınmak mümkün. (Nakanune / 5 Eylül)

‘Temmuz-ağustos aylarında Rusya hububatının başlıca alıcıları’

Suudi Arabistan temmuz-ağustos aylarında Rusya’dan hububat alımında lider oldu. Hububat, Mısır, Türkiye ve İran’dan da talep alıyor.

Hububat İhracatçıları Birliği basın bürosunun bildirdiğine göre bu tarım yılının ilk iki ayında Rusya’dan hububat alımında lider Suudi Arabistan oldu.

Krallık 1,3 milyon ton hububat aldı; bu, geçen yılki rakamların iki katından fazla. O zaman 704 bin tondu. Suudi Arabistan Krallığı temmuz ayında da 833 bin ton almıştı; bu, 2022 hacminin (322 bin ton) 2,6 katı.

Mısır da Rusya hububat ihracatından payını aldı. Bu ülkeye 1,2 milyon ton ihraç edildi (geçen yıla göre yüzde 12,1 daha fazla). Türkiye bu yılın yaz aylarında 1,2 milyon ton aldı; bu, geçen yıla göre yüzde 6,7 daha az.

Rusya hububatı İran’da da talep görüyor. İran 1,1 milyon tondan fazla ithal etti; Libya ise bu yılki ithalatını geçen yıla göre üç kat artırarak 289 bin tondan 878 bin tona çıkardı. (Vestnik Kavkaza, 7 Eylül)

‘Ermenistan bozuk para olabilir’

Ermenistan ABD ile yakınlaşma yolunu tutarak Ukrayna’nın daha önce yapmış olduğu gibi bir bozuk paraya dönüşme riskini almış oldu. Siyaset bilimci Artyom Kosorukov’a göre Amerikalılar Paşinyan üzerinden ülkeyi KGAÖ’nden çıkarmak ve kendi amaçları için kullanmak istiyorlar.

Ermenistan Savunma Bakanlığı geçtiğimiz gün Amerika ile ortak askeri tatbikat duyurusunda bulunmuştu. Moskova Devlet Üniversitesi’nden Artyom Kosorukov bu eylemin Paşinyan’ın Amerikalı yetkililerin itimadını kazanma girişimi olduğunu düşünüyor. Ermenistan başbakanının görevi, bu ülkeyi Rusya’dan azami ölçüde koparmak.

Kosorukov, RİAMO ile yaptığı mülakatta Paşinyan’ın amacına dair şu ifadeyi kullandı:

“Ermenistan’ı gelecekte Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden çıkarmak ve Amerika’nın NATO’cu güvenlik siyasetine azami ölçüde bağlanmak.”

Kosorukov’a göre Paşinyan, NATO’nun ciddi rakipleriyle savaşı henüz kazanmış olmadığını dikkate almıyor. Ermenistan’ın gergin ilişkileri olan Türkiye ve Azerbaycan da bu kategoride. Kosorukov, devlet savunmasında Ermenistan’a küresel anlamda sadece Rusya’nın yardımda bulunabileceğini düşünüyor.

Siyaset bilimci, Ermenistan’ın ABD için tıpkı Ukrayna gibi bir bozuk para olabileceği uyarısında bulunuyor. Washington’dakiler NATO üyesi olmayan bir devlete merhamet etmezler ve onu rahatlıkla başka bir savaşın fırınına atarlar. (Tsargrad, 6 Eylül 2023)

‘Avrasya Ekonomik Topluluğu: durum ve gelecek’

(Avrasya Ekonomik Topluluğu Ticaret Bakanı Andrey Slepnev ile mülakat.)

Ticaretin istikametinin değişmesi sürecinde bulunuyoruz. Batı ülkeleriyle ticaret azaldı. … Diğer ülkelerle ise karşılıklı gelişiyor. … Çin ile ticaret hacmimiz geçen yıl yüzde 30 arttı, bu yılın ilk ayında da bu eğilim aynı tempoda büyüyerek devam etti. Enerji alanında parasal olarak tedarik azaldı, ama hacim olarak artmaya devam ediyor.

İthalat biraz daha hızlı büyüyor, ancak ticaret fazla korunuyor. Bu yıl belli ki ticaret hacminde yeni bir rekor olacak; geçen yıl Avrasya Ekonomik Topluluğu ülkeleriyle ticaret hacmi 214,5 milyar dolardı. [Belarus dışında topluluk verilerine dayanarak.]

Çin şu anda kilit ortağımız, bu çok olumlu, ancak elbette riskler de var. Bizim için hassas olan bazı kalemlerde Çin’den ithalattaki hızlı artış bizi endişelendiriyor. Bunlar makine ve parçaları, otomobil, ithalatın katlandığı başka bazı kalemler. Elbette girişimcilerimiz de bu konuda endişeliler; bu sadece batıdan yapılan tedariğin ikamesi değil. Bu nedenle gerçekten de Çin’le yeni bir konfigürasyon, yeni bir ticaret dengesi bulmamız gerekecek ki karşılıklı ilişkilerimiz dengeli olsun ve büyük gerilim noktaları ihtiva etmesin. …

Pazarı savunmaya yönelik tedbirleri mesela ABD kadar uygulamıyoruz. Orada bunlar 700’den çok kalemle ilgili ve gümrük resmi de yüzde 200-500. Biz ticarete en az seviyede zarar vermek için son derece dikkatli çalışıyoruz. Dahası siyasi sebepler, yaptırımlar şeklinde tedbirler de uygulamıyoruz. …

Çin ile gümrük resimlerini iptale yönelik klasik tercihli mutabakatımız yok. Ticareti kolaylaştırma anlaşmamız var; bu çerçevede çalışıyoruz, ticaretin daha da liberalize edilmesi ve geliştirilmesine yönelik olası senaryoları analiz ediyoruz. Kimi emtiada gümrük resimlerini sıfırlamayı öngören senaryolar da var. …

Hindistan’la ihracatımız gibi ithalatımız da büyüyor. Elbette hesaplamalarla ilgili bir dizi mesele var, ama rakamlarda gördüğümüz gibi ticaret büyüyor, demek ki girişimciler bu problemleri çözme imkânları buluyorlar. Türkiye’yle ilişkilerimiz tüm dünyayla ticari ilişkilerimizin yüzde 10’unu geçti, ticaret aktif şekilde gelişiyor. Ticaretin hızlı bir tempoyla arttığı İran’ı da belirtmek gerek. Geçtiğimiz iki yıl büyüme iki küsur katını buldu, bu yıl hafif bir düzeltme yaşıyoruz, ama gene de aktivite hızlanıyor, yeniden yapılanma eğilimlerini görüyoruz: Şanghay İşbirliği Örgütü, BRICS, ASEAN… bunlar “yeşil” bölgede. AB, ABD ise “kırmızı” bölgedeler. … (Kommersant, 8 Eylül)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x